Friday, January 13, 2012

anamız bacımız izliyor, ne öyle mucuk falan!



bi de sonuna smiley koymuş seviyesiz.

ofisinden evine evinden ofisine giden kendi halinde bir genç hanımefendi olduğum için (duy da inanma) en büyük eğlencem jenerasyonumun diğer üyeleri gibi diziler tabii ki de. bu sezon düzenli izlediklerim masallar diyarı once upon a time, zooey deschanel’e hasta olma seansı olarak adlandırabileceğimiz new girl, yılların bağımlılığı grey’s anatomy ve tabii ki glee.

şimdi korkmayınız, bu o kültür sanat bloglarında okumaktan gına getirdiğimiz (gına getirmek? kına getirmek? whatdafuck is gına allasen?) bir haydi dizileri tanıtalım yazısı değil. tamamen çemkirik amaçlar içerecek ve güzelce atarımızı yapıp spa + masaj rahatlığına kavuşaraktan adeta pamuk gibi terk edeceğiz sayfayı.

dün akşam televizyon karşısında çaresizce sunum hazırlıyorum diye kendimi kandırırken muck denen rezalet, sefalet ve pespayeliğin ikinci bölümünün son 10 dakikasına maruz kaldım.

açtığım sahnede idealist ve insancıl ve çok tatlı ve çok cici ve yıvış yıvış yapmacık her ne varsa hepsinin temsilcisi öğretmen rolünde azra akın çok sevdiği ve inandığı öğrencilerine her şeyin çok mükemmel olacağını beyan ediyordu. kendi kendime hasiktir lan kadın hayatın sırrını çözüp verdi galiba öğrencilerin eline, nasıl her şey mükemmel olacakmış öğreneyim ben de diye izlemeye devam ettim. bir çakma türk dizisinde kurulan cümlenin gerçekten bir anlam içerdiği yanılgısına düşmem tamamen benim denyoluğum olabilir ama hatun kendinden öylesine emindi ki hipnotik bir etkiye kapılmış dahi olabilirim.

sahne burada bitecekken dar kotlarının altına bootielerini geçirmiş kız öğrenciler ile ağı düşük bol pantolonları ile umut sarıkaya’nın deyimiyle komikli üniversiteli genç tişörtü giymiş erkek öğrenciler gülümseyerek koreografileri gereğince sahneye sırtlarını dönüyorlar ve sahnenin bitmediğini tam tersine her şeyin yeni başladığını anlıyorum.

sonra gösteri mi neyse artık onun yapılacağı salona dört kişi giriyor, jüri olduklarını tahmin ediyorum. içlerinde bir adet kel, bıyıklı ve insanlık tarihinin en itici ve yapmacık (güya) feminen erkek taklidini yapan yaratık, bir tane deri tayt giymiş ve can’ın deyimiyle tarkan beresi takmış kadın (ki o tarkan beresi değil kenan doğulu beresidir ama o ayrı mesele) ve iki tane de özelliksiz tip var.

devamında dün akşamdan beri yaşadığım travmanın tek müsebbibi o korkunç koreografi ve pileybek başlıyor. ilkokul çocuklarına sene sonu gösterilerinde yaptırılan, hepsi sahnede görünebilsin de cadaloz analar, kodaman babalar arıza çıkartmasın diye organize edilen o korkunç danslardan biri yapılıyor. güya aynı anda da tüm dansçılar teoman’ın papatya şarkısının iğrenç bir versiyonunu söylüyor ama nedense vokal tek ses!!?!

derler ya arayan mevlasını da bulur belasını da diye, çok zahmetler vereceğim, glee behind the camera falan diye şu mübarek youtube’dan bir aratın, bir bakın elemanların stüdyo çalışmalarına, koreografi çalışmalarına falan, bir bakın hepsinin nasıl götü çıkıyor, bizim 40 saniye izleyeceğimiz şarkı sahnelerini çekmek için. bir de sözlükte falan şarkı sahnelerini hızlı geçtiğini söyleyen insanlar var ki onları direkt olarak uğurkan erezli’ye havale ediyorum.

bu kendini çok akıllı sanan muck ekibi ise, hacı tamam haydi çekiyoruz, yapın işte kafanıza göre bir şeyler demiş, çekmişler, olum manyak sahne oldu, bunun sonunu da uzun süreli bakışma üstüne sebepsizce birbirine dalan ergen elemanlar sahnesiyle bitirelim, kızlar da çığlık falan atsın bitti gitti işte şahane oldu demiş ve ikinci bölüm de burada bitmiş.

ben sayıları çok da fazla olmayan hard-core glee fanlarının bir temsilcisi olarak (bu hakkı da kimden aldıysam artık) kendimi feci derecede hakarete uğramış sayıyorum. bunu mu kakalayacaksınız bize ha bu mu yani? 

ibret-i alem olsun diye videonuzu koyup ifşa edecektim sizi mucukçular ama video bulmaya yetecek kadar sabredemedim. müzik umutları cesaret de kanatlarıymış. bak hala konuşuyor yaa!

biterken not: çemkirik siparişleriniz alınır, bir hafta içinde değerlendirilir, gereği yapılır.

4 bıdılama:

Mert Şenyuva said...

Bu Blog'un adı "Çemkirik cennetten çıkmadır" olarak değiştirilmeli.

burcin said...

Kanımızda mı yoktur, nedir bilmiyorum ama Türkiye'de gösteri, sahne sanatları olmuyor arkadaş! Gidip bu işin en iyi yapıldığı yerden eğitim alan vatandaşlar bile fıs! Offf bende çok doluyum be Gülş. İşte bunlar benim umutlarımı kesiyor. Cesaretimi, kanatlarımı da.

UtkulardanEda said...

gay çocuklar var mı dizide? hamile kızlar, popüler çocuklar var mı? birbirinin üstüne slush atanlar var mı? okuldaki bu kast sistemi yüzünden ertesi gününü tahayyül edemeyen çocuklar var mı? eeeen önemlisi okulların parasızlığı yüzünden müdürün bile yeri silmesi sahnesi var mı mesela? bunlar yoksa o dizi götüme benziyordur kanımca.

Tugc said...

Gülş gel, öpeceğim :) Şu Azra Akın zırvasından o kadar sıkıldım ki, anlatamam. Herrr şeyde mükemmeldir, yeteneği vardır, bir de melek gibidir temalı yıkama-boyama-yağlama operasyonundan kusacağım. Lan tamam, güzelce bir kız işte. Rol yapamıyor, hadi dans ediyor da yani tamam, yeter! :))